SUDA DOĞUM

SUDA DOĞUM

ACOG SUDA DOĞUMU REDDEDİYOR…

Suda Doğum Hakkında Yıllar Sonra Gerçekler…

Kocaman günaydın

Konu ne kadar ilginizi çeker bilmiyorum sabah sabah ama en azından bizim için bazı gereksiz spekülasyonlara son vermesi açısından önemli.

Geçen hafta bizler seçim falan uğraşırken, Amerika’da Jinekoloji ve Pediatri Dernekleri “Suda Doğum” hakkında açıklama yaptı.

Ülkemizde ekonomik şartler nedeniyle pek popüler olamasa da, bazı hastaların ısrarla sorduğu, yurt dışında yaşayan arkadaşları ve yakınlarından duydukları nedeniyle öykündükleri, hatta benden duymayın ama hastane sahibi bir meslektaşımızın hesapsız kitapsız yaptığı yatırımlar ve sonunda hastanesini devretmek zorunda kalmasına neden olan etkenlerden biri olarak oldukça spekülatif bir yöntemdir “suda doğum”

Bunda 1 hafta önce American Academy of Pediatrics (AAP) ve American College of Obstetricians and Gynecologists anlayacağınız Amerika’nın Çocuk hastalıkları ve Jinekoloji alanındaki dernekleri bir komite kurarak “suda doğumu” değerlendirdiler ve “kötü bir fikir” olduğuna karar verdiler.

“Normal” yoldan doğumun (dikkat ederseniz normal doğum demedim zira doğum eylemini normal olarak nitelendirmek biraz naif bir bakış açısı) suda gerçekleşmesi gerçekten ciddi bazı riskler içeriyor.

Peki bunca zamandır neden suda doğum için uğraşıldı derseniz, aslında doğumun ilk evresinde yani rahim ağzının açılmaya başlaması ile tam açık olduğu dönem sırasında, gebenin bir havuzda ağrı çekmesinin, ağrı şiddetini azalttığı ve bu evrenin kısalmasını sağladığı bazı yayınlarda iddia edilse de, çocuk açısından hiç bir avantaj sağlamıyor.

Ancak yine de bu dönemde gebenin suyun içinde kalması ve bu süreç içinde su içinde ağrı çekmesinin bazı avantajlar sağladığı gerçek.

Sorun doğumun yani çocuğun başının perinede görüldüğü ve annenin çocuğunu kucağına aldığı doğumun 2.evresinin suda yaptırılmasında.

Çocukta solunum depresyonu ve “boğulma”ya neden olan bir dizi komplikasyona sebep olabileceği biliniyor.

Yıllar sonra ve onca spekülasyon sonucunda gebenin su içinde ağrı çekebileceği ama asla doğum yapmaması gerektiği anlaşılmış oldu.

Sevgi ve Saygı ile..

İyi ki varsınız

Kaynaklar

1. American Academy of Pediatrics Committee on Fetus and Newborn; American College of Obstetricians and Gynecologists Committee on Obstetric Practice. Immersion in water during labor and delivery. Pediatrics. 2014 Mar 20. [Epub ahead of print]

2. Pinette MG, Wax J, Wilson E. The risks of underwater birth. Am J Obstet Gynecol. 2004;190:1211-1215. Abstract

3. American College of Obstetricians and Gynecologists. Immersion in water during labor and delivery. Committee Opinion No. 594. Obstet Gynecol. 2014;123:912-915.

4. http://www.medscape.com/viewarticle/822672?nlid=52864_904&src=wnl_edit_medp_obgy&uac=140550BT&spon=16#2
Not. Normal ötesi yoğun geçen bir mart ayı sonrası en sonunda yazmaya başladım ve yine birlikteyiz. En kısa zamanda görüşmek üzere, sevgiler…

* Suda doğum çok yeni bir doğum tekniği mi?
Bilinen ilk suda doğum, 1803 yılında Fransa’da, doğumu çok uzun süren bir kadının doğumunu kolaylaştırmak amacıyla sıcak su dolu bir küvete girmesiyle gerçekleşmiş. Sıcak su içinde yatarak doğum sancılarını azaltmak, onlarca yıldır uygulanan bir klinik uygulamaydı. Fakat, bu çok kısa süreler için ve doğumun erken evrelerinde yapılmaktaydı. Daha sonraları 1970’lerde Rusya ve Fransa’da başlayan suda doğumun gerçekleşmesi akımı 1980 ve 1990’larda İngiltere, Kanada ve diğer Avrupa ülkelerinde yaygınlaştı. 1983 yılında ünlü İngiliz tıp dergisi Lancet’de yayınlanan bir makale, konunun İngiltere ve kıta Avrupa’sında birden popüler olmasına yol açtı. İngiltere’de kadın hastalıkları ve doğum biliminin en üst kuruluşu olan Royal College of Obstetricians and Gynecologists (RCOG) 1990, 1994 ve en son olarak 2001 yıllarında bu konuyla ilgili görüşlerini tıp dünyasına açıkladı.

* Suda doğumun faydaları neler?
Asıl fayda, doğum sırasında annenin daha rahat ve ağrısız doğum sürecini yaşamasına yardımcı olmaktır. Suyun sıcaklığı ve kaldırma gücü nedeniyle rahme giden kan akımı artar, rahmin kasılmaları etkinleşir, artan oksijen nedeniyle ağrılar azalabilir. Su vajenin ağzını, yani bebeğin çıkış noktasını daha gevşek hale getirebilir. Bu da o bölgenin doğumda yırtılması olasılığını azaltabilir. Bebek için ise, bilimsel verilerden çok suda doğumu gerçekleştiren tıbbi personelin ve annelerin gözlemleri söz konusudur. Bu kişiler bebeğin kesenin içindeki sıvı bir ortamdan yine sıvı bir ortama doğarak daha yumuşak ve stressiz bir geçiş yaptığını ve bu bebeklerin daha az ağlayan, daha sakin bebekler olduğunu savunuyor.

* Suda doğum ne kadar güvenlidir?
Bu konuda yapılmış olan en kapsamlı ve güvenilir çalışma 1999 yılında British Medical Journal adlı İngiliz tıp dergisinde yayınlandı. R. Gilbert ve P. Tookey’in yaptığı bu çalışma, 1994-96 yılları arasında İngiltere ve Galler’de gerçekleşmiş olan 4029 suda doğumu kapsamaktaydı. Bu çalışmaya göre, o yıllarda yapılan her bin doğumdan altısı suda doğum olarak gerçekleşmişti. Araştırmacılar suda doğan bu bebeklerin ölüm ve yeni doğan yoğun bakım ünitelerine yatırılış oranlarını, normal olarak karada doğan bebeklerin oranlarıyla karşılaştırdılar. Çıkan sonuca göre suda doğan bebeklerde görülen ölüm oranıyla karada doğan bebeklerin oranları arasında bir fark yoktu. (Her ikisi de binde 1,2-1,4 civarındaydı). Yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yatırılma riski açısından da her iki grubun oranları aynı bulundu. Suda doğum adaylarının gebelikleri boyunca bir sorunlarının olmaması gerekir.

* Kimler suda doğuramaz?
Herpes gibi genital bölgede enfeksiyonu olanlar, bebeğin başının değil poposunun rahim ağzına yakın olduğu gebelikler, çoğul gebelikler, erken doğumlar, pre-eklampsi (gebelik zehirlenmesi) veya diyabet (şeker) gibi hastalıkları olanlar, bebeğinde gelişme geriliği saptananlar, doğum sırasında bebeğin kalp atışlarında bir oksijen azlığı şüphesi doğanlar, doğumda yoğun mekonyum (bebeğin dışkısı) görüldüğü durumlarda önerilmemektedir.

* Suyun sıcaklığı nasıl ayarlanmalı?
Sıcak suyun kasları gevşettiği ve ruhsal rahatlama sağladığı bilinmektedir. Bunun sonucunda rahme giden kan akımı artar ve rahmin kasılmaları daha az ağrılı olabilir. Çünkü artan kan akımıyla birlikte, rahim kaslarına giden oksijen oranı da artar. Bu, aynı zamanda rahim kasının daha iyi kasılmasına ve bu sayede doğum sürecinin daha kısa olmasına yol açabilir. Vücut ısısı olan 37 derece, suyun da ısısı olmak bakımından ideal bir derecedir. Suyun sıcaklığı doğum sırasında devamlı ölçülmeli ve hep 37 derecede kalması sağlanmalıdır.

* Doğum havuzunun temizliğinin önemi nedir?
Doğum eylemi sırasında havuz suyu; amniotik sıvı (bebeğin kesesindeki sıvı), kan, idrar ve benzeri maddelerle kirlenir. Bu, hem bebeğin hem de annenin doğum sonrası enfeksiyon riskini artırabilir. Bu nedenle, havuzun suyu belli aralıklarla değiştirilmeli, havuzdaki yabancı maddeler süzgeç araçlarla çıkartılmalı ve havuz suyu enfeksiyonlara karşı korunmalıdır.

* Bebek suyun altında nefes alır mı?
Normal koşullarda bebek suyun altında nefes almaz. Suyun sıcaklığı ve bebeğin başının suyun içinde olması nefes alma refleksini engeller. Soğuk ise, nefes alma refleksini körükler. Bebeğin başı sıcak suyun içinden çıkartılıp daha soğuk olan havayla temas ettiğinde nefes alma refleksi harekete geçer ve bebek nefes almaya başlar. Bebeğin suyun içinde olduğu birkaç saniye içinde bebek oksijeni tüm gebelik boyunca olduğu gibi, kordondaki anne kanı aracılığı ile alır. Bebeğin suyun altında nefes almaya çalışması ve bu nedenle ciğerlerine su kaçması, doğumda doğum kanalından geçerken oksijenlenmesini azaltıcı bir stres yaşadığı durumlarda olabilir. Bunun için bebek doğum sırasında bebek kalp monitörü ile düzenli olarak izlenmelidir.

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın